Dolar 18,5915
Euro 18,3306
Altın 1.020,05
BİST 3.452,28
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Az Bulutlu
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Per 20°C
Cum 21°C
Cts 21°C
Paz 21°C

‘BAĞIMSIZ’ BOSNA HERSEK 30 YAŞINDA

Bosnalı Sırpların büyük oranda boykot ederek katılmadığı referandum, 29 Şubat-1 Mart 1992’de yapıldı. Halkın yüzde 64,31’inin sandığa gittiği halk oylamasında kullanılan oyların yüzde 99,44’ü bağımsızlık için “evet” oldu.

‘BAĞIMSIZ’ BOSNA HERSEK 30 YAŞINDA
REKLAM ALANI
A+
A-
01.03.2022
33
ABONE OL

29 Şubat-1 Mart 1992’de yapılan referandumla Yugoslavya’dan ayrılan Bosna Hersek, bağımsızlığının 30. yılını kutluyor.

Nüfusunun yarısından fazlasını Müslüman Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek’te, 1992-1995 döneminde yaşanan savaşın izleri hala tam olarak silinmezken savaşı sonlandıran Dayton Barış Anlaşması’nın getirdiği karmaşık siyasi yapı da ülkenin istikrara kavuşmasına engel oluyor.

İşsizlik ve genç nüfusunun Batılı ülkelere göç etmesi gibi önemli meselelerle karşı karşıya kalan Bosna Hersek, son yıllarda artan göçmen sayısı ve tüm dünyayı etkileyen Kovid-19 salgınıyla da mücadele etmekte zorluk çekiyor.

Zengin doğal kaynaklara, önemli yatırım potansiyellerine, ucuz iş gücüne ve Avrupa’nın orta yerinde olması dolayısıyla stratejik bir konuma sahip Bosna Hersek, buna rağmen çoğu zaman karmaşık yapısından kaynaklı “hantal” bürokrasinin mağduru oluyor.

BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU

Hırvatistan’ın 1991’de bağımsız olmasının ardından büyük oranda Sırpların kontrolünde olan Yugoslav Halk Ordusu (JNA) ile Hırvat güçleri arasında başlayan çatışmalar, komşu Bosna Hersek’e de sıçradı. JNA, Bosna Hersek sınırları içinde kalan ancak nüfusunun çoğunluğunu Hırvatların oluşturduğu Ravno’ya saldırdı.

Yugoslavya’nın bölünmesini kendi lehine kullanmak isteyen Bosnalı Hırvatlar ve Sırplar da ülke topraklarını aralarında pay etmek istedi. Hırvatlar, 18 Kasım 1991’de Hersek Bosna Hırvat Cumhuriyeti’ni, Sırplar ise 9 Ocak 1992’de Sırp Cumhuriyeti’ni ilan etti. O yıllarda ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan Müslüman Boşnakların bağımsız bir Bosna Hersek’ten başka çıkış yolu yoktu. Slovenya ve Hırvatistan’ın Yugoslavya’dan ayrılmalarının akabinde Bosna Hersek’te de bağımsızlık referandumu kararı alındı.

Bosnalı Sırpların büyük oranda boykot ederek katılmadığı referandum, 29 Şubat-1 Mart 1992’de yapıldı. Halkın yüzde 64,31’inin sandığa gittiği halk oylamasında kullanılan oyların yüzde 99,44’ü bağımsızlık için “evet” oldu.

“Bağımsız” olan Bosna Hersek, 22 Mayıs 1992’de Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğine kabul edildi.Başkent Saraybosna 44 ay kuşatma altında kaldı

Bağımsızlık referandumunun hemen akabinde JNA’nın yanı sıra Bosna Hersek ve Sırbistan’dan paramiliter Sırp birlikler, Müslüman Boşnaklara karşı etnik temizlik başlattı.

Bağımsız Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı olan Boşnak lider Aliya İzetbegoviç’in liderliğinde ülkenin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve bağımsızlığını korumak için bir araya gelen farklı dini ve etnik kökenlerden Bosna Hersekliler, kuzeyde ve doğuda Sırplar, güneyde ve batıda ise Hırvatlarla mücadele etti. Avrupa’nın ortasında 3,5 yıl süren savaş boyunca çok büyük sivil katliamlar, işkenceler, etnik temizlikler, sürgünler ve soykırım gerçekleşti.

Savaş suçlusu Sırp komutan Ratko Mladic’in emrindeki birlikler, Temmuz 1995’te ülkenin doğusundaki Srebrenitsa şehri ve civarında sadece birkaç günde en az 8 bin 372 Boşnak sivili katletti.

Prijedor, Foça, Zvornik ve Vişegrad gibi birçok şehirde yapılan etnik temizlik nedeniyle neredeyse hiç Boşnak bırakılmadı. Başkent Saraybosna, tam 44 ay Sırpların kuşatması altında kaldı.

Yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarcasının evlerini terk etmek zorunda kaldığı, kadınların tecavüze uğradığı, sivillerin toplama kamplarında işkence gördüğü kanlı savaş, 21 Kasım 1995’te Dayton Barış Anlaşması’nın paraf edilmesiyle son buldu.

DAYTON ANLAŞMASI VE GETİRDİĞİ KARMAŞIK YAPI

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’daki en büyük katliamların yaşandığı Bosna Savaşı, Dayton Barış Anlaşması ile sona erdi.

ABD’de günler süren müzakerelerin ardından 21 Kasım 1995’te paraf edilen antlaşma, 14 Aralık 1995’te ise Fransa’da Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman tarafından resmen imzalandı. Antlaşma ile Boşnak, Hırvat ve Sırplar “ülkenin kurucu halkları” kabul edildi.

Dayton’a göre, Bosna Hersek nüfusunun büyük çoğunluğunu Hırvat ve Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) ile Sırp nüfusun yoğun olduğu RS entitelerinden ve özel bir statüye sahip Brcko Bölgesi’nden oluşmaktadır. FBIH entitesi de her birinin kendi hükümeti ve meclisi bulunan 10 kantondan oluşuyor.

Devletin en üst makamı olarak da Boşnak, Sırp ve Hırvat 3 üyeden oluşan Devlet Başkanlığı Konseyi mevcut. 4 yıllığına halk tarafından seçilen Konsey üyeleri, dönüşümlü olarak 8 aylığına “Konsey Başkanlığı” yapıyor. Konseyin Hırvat ve Boşnak üyeleri, FBIH’de yaşayanlar, Sırp üye ise RS’de yaşayanlar tarafından seçiliyor.

Dayton’un getirdiği sistem gereği ülkede bir de “Yüksek Temsilci” bulunuyor. Geniş yetkilerle donatılmış yabancı bir diplomat olan bu kişi, Devlet Başkanlığı Konseyinin üyeleri dahil olmak üzere ülkedeki tüm diğer devlet yetkililerini görevden alma ve yasalarda değişiklikler yapma hakkına dahi sahip.

Anlaşmanın getirdiği karmaşık yapıda; kanton, entite ve devlet düzeyinde 5 başkan (üçü konsey üyeleri), 13 başbakan ve 130’dan fazla bakan bulunuyor. Bu karmaşıklık, birçok kez hükümetler arasında yetki kargaşasına neden oluyor, karar alınmasını zorlaştırıyor.

ÖNCELİKLİ HEDEF, AB’YE ÜYELİK

Batı Balkanlardaki diğer ülkeler gibi Bosna Hersek’in de dış politikadaki öncelikli hedefi, AB’ye üye olmak. Bu hedef için daha çok yol katetmesi gereken Bosna Hersek, 2016’da AB’ye resmen üyelik başvurusu yaptı. Bosna Hersek makamları, bu yıl içinde AB’den “aday ülke” statüsü almayı hedefliyor.

NATO’ya üyelik konusunda ise ülkede görüş ayrılıkları bulunuyor. Rusya ile yakın ilişkileri bulunan Bosnalı Sırplar, ülkenin NATO’ya üye olmasına karşı çıkıyor. Devlet Başkanlığı Konseyinde kararlar 3 üyenin onayı ile alındığından, Bosna Hersek’in NATO üyeliği süreci şu an için çıkmaza girmiş durumda.

Başkenti Saraybosna olan Bosna Hersek’in nüfusu, 2013’teki son sayıma göre 3 milyon 531 bin 159. Nüfusun yüzde 50,11’ini Boşnaklar, yüzde 30,78’ini Sırplar, yüzde 15,43’ünü Hırvatlar ve yüzde 3,68’ini ise diğer etnik gruplara ait vatandaşlar oluşturmaktadır. Ülke nüfusunun yüzde 50,7’si Müslüman.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.