reklam
20 Haziran 2021

Haber Vizyon

Habere Bakış Açınız Değişecek!

İSRA

“Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed”i) bir gece Mescid-i Harâm”dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksâ”ya götüren Allah”ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsra,1)

Ayette de anlatıldığı üzere gecenin bir vaktinde Hz Muhammed (a.s) Mekke’den Mescid-i Aksaya gidip gelmiştir. Günümüz ölçülerine göre yaklaşık 1500 km mesafesi olan ve deve ve at gibi araçlarla aylarca süren bir yolculuğun, saatler içerisinde gerçekleştirilmiş olmasının o çağın şartlarında insanların kolay kabul edebileceği bir durum değildi ve öyle de olmuştu. Yalancı, sihirbaz ve deli gibi yakışıksız ithamlarla suçlanan Hz. Muhammed (a.s.)’ın bu hadiseyi insanlara inandırmasının zorluğunu da bilerek sabah evden ayrıldı.

“İnsanların kendisini yalanlayacaklarını düşünerek bir kenara çekilmiş, hüzünlü bir şekilde oturuyordu. Allah”ın düşmanı Ebû Cehil yanına sokuldu ve alaycı bir şekilde, “Yeni bir şey var mı?” diye sordu. Hz. Peygamber, “Evet.” dedi. Meraklanan Ebû Cehil, “Ne var?” diye konuşmayı sürdürdü. Hz. Peygamber, “Götürüldüm.” dedi. Ebû Cehil, “Nereye?” diye sorduğunda, Hz. Peygamber, “Beytü”l-Makdis”e.” cevabını verdi. Ebû Cehil, “Sonra da aramıza döndün, öyle mi?” dedi. Resûlullah da, “Evet.” diye karşılık verdi.
Hz. Peygamber”i hemen yalanlamayan Ebû Cehil, aradığını bulmuş gibi, “Kavmini çağıracak olsam, bana söylediklerini onlara da söyler misin?” diye sordu Allah Resûlü”ne. O da, “Evet.” diyerek karşılık verdi. Bu cevap Ebû Cehil”i fazlasıyla sevindirdi. Zira onlar, Hz. Muhammed için nice benzetmeler yapmışlar ve onu mecnun olarak nitelemişlerdi.

Müşriklerin baş temsilcisi olan Ebû Cehil nihayet tutunacak bir dal bulmuş olmanın sevinciyle, “Toplan en insanlar!” diye bağırmaya başladı. Çeşitli meclislere haberciler yolladı. Onlar da toplandılar ve hep birlikte Hz. Peygamber”in bulunduğu yere geldiler ve onun yanına oturdular.
Ebû Cehil, “Bana söylemiş olduğun şeyi, kavmine de söyle.” diye söze başladı. Resûlullah aynen tekrar etti ve “Bu gece götürüldüm.” dedi. Onlar, “Nereye?” diye sorduklarında, “Beytü”l-Makdis”e.” diye cevap verdi. “Sonra da aramıza döndün öyle mi?” dediler. Resûlullah, “Evet.” diyerek onların şaşkınlıklarını daha da artırdı. Orada bulunanlardan bazılarının ellerini çırpıp başlarının üzerine koydular ardından da, “Bize Mescid-i Aksâ”yı anlatır mısın?” diye konuşmayı sürdürdüler.
Zira onların bir kısmı mescidi biliyorlardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Kâbe”nin bitişiğindeki Hicr”de ayağa kalktı. Allah, Beytü”l-Makdis”i gözünün önüne getirdi. Hz. Peygamber de ona bakarak özelliklerini Kureyş”e anlatmaya başladı. Şaşkınlıklarını gizleyemeyen müşrikler, “Vallahi anlattıkları doğru.” demekten kendilerini alamadılar.”

Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “(İsrâ ve Mi”rac) konusunda Kureyş beni yalanlayınca Kabe’in yanında Hicr de ayakta durdum. Allah, Beytü”l-Makdis”i gözümün önüne getirdi. Ben de ona bakarak özelliklerini Kureyş”e anlatmaya başladım.” (Buhârî, Menâkıbü”l-ensâr, 41)

İsra mucizesi, o günün ulaşım şartlarında insanların kabul etmesinin zorluğunu bile bile Hz. Muhammed, “Allah anlatmasını kendisine emrettiği için” hiç çekinmeden, her türlü alaylı tepkileri göze alarak insanlara bunu anlatmıştır. İçlerinden kimileri inanmadıkları gibi daha önce Peygambere yönelttikleri “deli, sihirbaz, yalancı” ithamlarını tasdik için kullandılar. Hatta daha önce Resûlullah”a inananlardan, müşriklerin etkisinde kalarak İslâm”ı terk edenler bile oldu.

Bunlar Hz. Ebû Bekir”e varıp, “Arkadaşının geceleyin Beytü”l-Makdis”e götürüldüğünü zannetmesinden haberin var mı?” diye sordular. “Böyle mi söylüyor?” diye soran Hz. Ebû Bekir, “Evet.” cevabını aldığında, “Eğer bunu o söylüyorsa doğrudur.” diyerek, iman ve teslimiyetin en güzel örneğini ortaya koydu. Buna da şaşıran insanlar, “Sen gerçekten onun gece Beytü”l-Makdis”e gidip sabah olmadan geri geldiğine inanıyor musun?” diye tekrar sordular. Kendisinden ve inancından emin olan Hz. Ebû Bekir, “Doğrusu ben, bundan çok daha imkânsız şeylere inanıp onu tasdik etmekteyim.” diye karşılık verdi. İşte bu teslimiyeti, kendisine, “Sıddîk” lakabının verilmesine neden oldu. Kalbinde zaaf bulunan ve inanmayanlar için ise fitne aracı olmuştu.”

Bu gece idrak etmekte olduğumuz İsra olayı, günümüz ulaşım imkanları göz önünde bulundurulduğunda, meydana gelmiş olmasını kabul etmek çağımız insan için zor olamayacaktır. İnsan ürünü uçaklarla ayette bahsedilen mesafenin, bir gecede değil dakikalar içerisinde gidip gelineceğini neredeyse bütün insanlar tecrübe etmiştir. Dolayısıyla, Kur’an’ın Allah’ın sözü ve evrenselliği gerçeği, İsra olayıyla tescillenmektedir. İnsan gücüyle çağımızda başka gezegenlere bile yolculuk yapılabilirken, Allah’ın gücü ve kudreti göz önünde bulundurulduğunda Peygamberini Mekke’den Mescid-i Aksaya götürecek bir aracı yaratmak O’na asla zor değildir.

Ayrıca, Hz Muhammedin Mescid-i Aksaya gitmediğini bildiklerinden “Bize Mescid-i Aksayı anlatır mısın?” diyerek onu adeta denemek istemeleri karşısında, Mescid-i Aksanın Peygamberin gözünün önüne getirilmesi de bizim için anlaşılması kolaydır. Zira, bugün yine insan ürünü araçlarla dünyanın diğer ucunda yaşanan olayları aynı anda evimizde izleme imkanı bulunmaktadır.

Bugün bize lazım olan tek şey, Ebu Bekir olma yolunda gayret etmektir. Hz. Muhammed ne dediyse, tereddüt göstermeden boyun eymek ve o yolda yürümektir.

İsra, Allah yolunda yürümektir.

Gecemiz Mübarek olsun!

softmvh.com